Header Ads

Süleymancılar cemaatinin merhum idarecisi Kemal Kacar: "Ben haşa peygamber miyim de her yaptığımı yapıyorsunuz?'' | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, cemaat, ehli sünnet ve cemaat, hz. isa, kemal kacar, Mehmet Fahri Sertkaya, müceddid, mürşid, süleymancılar, süleymanlılar, tarikat, ye'cüc me'cüc,

Hocam, dünyanın en büyük ehl-i sünnet İslam cemaatiyiz. Hatta tek cemaatiyiz. Diğerlerine cemaat denemez, küçük teşkilatlar denilebilir. Bu kadar büyük bir cemaatin içinde, hiçbir arızanın olmaması da mümkün değildir. Cemaatimizin tarihi boyunca, istenmeyen bazı hadiseler cereyan etti, bundan sonra da edecek. Burası, imtihan dünyası... 


Mühim olan merkezimizin, mensuplarımızın, bu gibi hallerde nasıl duruş sergilediğidir. Peygamberlerin ashabı arasında bile üzücü hadiselerin yaşandığı bu dünyada, bazı sahabilerin aldanıp küfür üzere, imanını kaybederek öte tarafa gittiği bu dünyada, hz. peygamberin (s.a.v.) alemi değişmesinden sonra İslam'dan çıktığını ilan eden koca koca diyarların olduğu ve insanın çiğ süt emdiği bu dünyada, günümüzde bu kadar büyük cahiliye ve küfür döneminin yaşandığı şu zamanda da, bu kadar büyük bir cemaatin arasında da istenmeyen hadiseler mutlaka cereyan etti, edecek. 

Hala insanların ciddi bir kısmı, bir İslam cemaatinin içindeki herkesin melek olması gerektiğini düşünüyor. Öyle bir dünya yok. Herkes insan ve bir insan cemaate mensup olunca bir anda mucizevi şekilde hatadan/günahtan beri bir insana dönüşmüyor. Cemaate mensup olununca, bir anda insanın nefsi ölmüyor ya da ciddi şekilde terbiye edilmiş olmuyor. Ya da cemaate mensup olan herkes, daha en baştan temiz duygularla, samimi şekilde, bu dine, bu davaya gerçekten inandığı için mensup olmuyor. 

Bahsettiğiniz mevzu, bir dönem içimizden, yolumuzdan olan birilerinin, merhum idarecimiz Kemal Kacar ağabeyimizin hz. İsa olabileceğini iddia etmesi olsa gerek. İlk defa bunu iddia edip yayanlar ve şu anda hala aramızda bulunup bunu yayan bazı kimseler iyi niyetliler mi, aldanıyorlar mı, ben kalpleri bilemem. Lakin merhum büyüğümüz Kemal Kacar, bu iddiayı duyduğu andan, alemi değişene kadar geçen süre içinde, defalarca ve her seferinde de çok sert bir üslupla ikaz etti 'Hiç olur mu öyle şey' dedi. 'Zaten Allah'ın bir mucizesi olarak babasız dünyaya gelen ve diri/sağ olarak sema katına kaldırılan Hz. İsa'nın, ahir zamanda tekrar yeryüzüne geldiği anda, bu defa annesi de, babası da olmayacak. Benim annem, babam, soyum ortada. Kardeşlerimiz böyle büyük bir aldanışa düşmesinler' dedi ve bunları ciddi oranda bastırdı. Lüzumu üzere çok sert ve sık ikaz etti, çünkü peygamber olan birini peygamber bilmemek küfür olduğu gibi, peygamber olmayan birini peygamber bilmek de küfürdür. 

Bir zamanlar merhum Kemal bey ağabeyimiz, sık sık lacivert takım elbise giymişti. Bir fark edildi ki, cemaatin bölge idarecileri, müessese idarecileri de sık sık lacivert takım elbise giymeye başladılar. Derhal onları da ikaz etti ve "Ben haşa peygamber miyim de her yaptığımı yapıyorsunuz' dedi. 

Dolayısı ile cemaatimizin, idaremizin, idarecilerimizin, her dönemde duruşu gayet net. Üzerlerine düşeni hep yapmışlar, yapıyorlar. Bundan sonrasında, söz dinlemeyip aldanan, aldanır. Art niyeti olup aldatmak isteyen de, aslında kendisi aldanır. Bu tuzaklar tutmadı, genele yayılmadı, tutmaz. 

Biz büyüklerimizin, mürşid, müceddid bile olmadıklarını, ağabey olduklarını, idareci olduklarını, Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinden sonra başka bir vazifeli hak mürşid/müceddid bulunmadığını, her fırsatta, altını çize çize söylüyoruz. 

Üstazımız Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerininin beklenen mehdi olduğuna inanan kardeşlerimiz de var. Her geçen gün de, hususiyetle Akademi Dergisi'ni takip edip ufku açılanların arasında, bunların sayısı artıyor. Lakin bu hususta bir ikaz yok. Çünkü böyle inanmakta bir mahzur yok. İtikada zarar verecek bir ciheti de yok. Hatta bu nasip meselesi, isabet ediliyor olabilir. 

Hz Mehdi de zaten bir insan olacak, çok büyük bir alim, çok büyük bir veli, çok büyük bir mürşid/müceddid olacak. Mehdiyi insan üstü, hatta peygamberlerden üstün bir şey gibi algılayan başka bozuk cemaatler, tarikatlar var. Peygamberlere bile verilmemiş mucizelerin ona verileceğine, her an, her dakika olağan üstü haller, yani mucizeler göstereceğine, peygamberler bile hep sebeplere uyup sonra dua edip teslimiyet göstermeyi emir ettikleri halde, Mehdi'nin sebeplere uymadan, sünnetullaha uymadan, meydana çıktığı gibi Amerikan ordusunu üfleyip yıkacağına, Rusları hallaç pamuğu gibi savuracağına inanan ve müslümanlara da Mehdiyi maalesef böyle anlatanlar var. Cübbeli ya da cübbesiz, mektepli ya da alaylı olan bu şahıslar, bu hususları iyice sulandırıyorlar, zihinleri bulandırıyorlar. 

Hz. Mehdi zamanında, hz. İsa'nın nüzulü, yeniden yer yüzüne inişi gerçekleşecek ki bu bilgi hadislerde mevcut. Belki de aramızda olan bazı kimseleri bu yanıltıyor. Üstazımızı Mehdi kabul ediyorlar ki bu kısımda sıkıntı yok ama onun yanında büyük bir mücadele veren kişinin, yani merhum Kemal Kacar'ın hz. İsa olduğuna inandıkları anda, dinden çıkıyorlar. Peygamber olmayan birini peygamber kabul ediyorlar. Hem de bütün ikazlara rağmen bunu yapıyorlar. 

Hz İsa'nın nüzülü, hz. Mehdi dünya geneline hakim bir şeriat devleti, ya da birleşmiş İslam devletleri sistemi kurup, dünya genelinde şeriat ahkamının tatbik edildiği bir idare tesis ettikten sonra gerçekleşecek. Hz. İsa, Hz. Mehdi'nin tesis ettiği bu sistemin başına geçecek. Hz Muhammed'in şeriatı ile amel edecek. kendisine bu defa peygamberlik vazifesi verilmeyecek. Peygamberimizin şeriatı ile amel ederken, hiçbir mezhebe de tabi olmayacak. Çünkü kendisi de müctehidlik makamında, mezhep imamı seviyesinde ilim sahibi olup, kendisi ictihad edecek. İmam-ı Rabbani hazretlerine göre, hz. İsa'nın bu dönemdeki ictihadları, İmam-ı Azam hazretlerinin, yani Hanefi mezhebinin ictihadları ile çok yakın olacak. Bir istisna olarak hz. İsa, dünyadaki bütün kafirlere "Ya iman, ya ölüm" diyecek. Bütün gayr-i müslimleri İslam'a tabi olmaya mecbur edecek, ya da onlarla harp edecek. Zaten o, bunu dediğinde, dünya üzerinde çok az sayıda gayr-i müslim kalmış olacak. 

Sonrasında da Ye'cüc ve Me'cüc isimli iki uzaylı gayr-i müslim millet ile harp edilecek. Hz. Zülkarneyn'in binlerce sene önce çok yüksek teknoloji ile uzayda bunlara çektiği set yıkılacak. Bunlar aynı saldırganlıkla yine dünyamıza saldıracaklar. Suriye merkezli çıkacak olan 3. dünya savaşını Hz. Mehdi'nin ordusu kazanacak. Yahudiler/Siyonistler topyekun hezimete uğrayacak. Bu da yeni bir dünya düzeninin kurulmasını, dünyanın huzur bulmasını sağlayacak. Dördüncü dünya savaşı ise olmayacak, dördüncüsü bu şekilde bir dünyalar savaşı olacak, Ye'cüc ve Me'cüc ile yapılacak ve müslümanların başında hz. Mehdi değil, hz. İsa bulunacak. Dünya üzerinde, mecbur kaldığından Müslüman görünen kuru kalabalık da bu vesile ile temizlenmiş olacak. Anlaşıldığı üzere, 3. dünya savaşı sırasında, hadislerde melhame-i kübra denilen o savaş sırasında, müslümanların başında Hz İsa olmayacak. 

Ye'cüc ve Me'cüc dünyamızda çok büyük bir kıyım yapacaklar. Sonra Müslümanlar için yepyeni bir dönem başlayacak. İşte Altın Çağ denilen, hastalıklar nerede ise hiç olmayan, zekat verecek kimse bulunmayan, nerede ise hiç cinayet, zulüm, işkence, hırsızlık bulunmayan, cennet misali bir hayat yaşanacak olan devir, o devir olacak. 

Dini anlamda kainatın merkezi olan dünyamıza, diğer gezegenlerin Müslüman insan türleri de gelip buluşacak, o vakit artık UFO'larla gelip duran ve dünyamızın müslümanlarının imtihanını bozacak bir yardımda bulunmalarına izin verilmediği, dini anlamda yasak olduğu için hep dünyamızın insanlarından gizlenen o Müslüman uzaylı insanlar gizlenmeyecekler. Hatta hadislerde anlatılmış, dünya insanları onlarla beraber olup, gidip başka gezegenleri, başka güneş sistemlerindeki gezegenleri bile fethedecekler. 

Sonra yavaş yavaş yine insanlar yoldan çıkacak, Küfür hakim olacak ve bir daha Müslümanlar muzaffer olamayacak, kıyamet kopacak. 

Kıyametten sonra sura ikinci kere üflenecek, yok edilmiş kainat, bütün detayları ile bir daha var edilecek. Herkes mezarlarından kaldırılacak, mahşer kurulacak, evli evine, köylü köyüne gidecek. Yani hak eden hak ettiği yere, cennete, ya da cehenneme geçecek. Bundan sonra geriye kalan boş gezegenlerde, en doğrusunu Allah bilir, yeni yeni Ademler ve nesilleri yaratılacak. Onların da çoğu, hiç ölmeyeceklermiş gibi, dünyaya kazık çakabileceklermiş gibi yaşayıp kaybedenlerden olacaklar. Bizden önce bu, milyonlarca kere böyle olmuş. 

Bu nedenle hz. Allah Kur'an-ı Kerim'de, insanları(bu kafir olanları, tercihlerini inkardan yana yapan ezici çoğunlukları) cehenneme dolduracağına yemin etti. 

Cennet ve cehennem şu anda, kıyamet kopmadığı halde, fiilen mevcut. Yaratılmış durumda. Çünkü bizden önceki Ademlerin nesillerinin, münkirleri ya da mü'minleri ile dolu. 

Hz. Allah bizleri münafıkların, münkirlerin, kalpleri taşlaşanların, şu yolu bulup da kıymetini bilmeyenlerin, büyük sözü dinlemeyenlerin şerrinden muhafaza etsin. 

Çok meşguldüm, ancak vakit bulup yazabildim, kusuruma bakmayın.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Dikkat!
 Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)
Blogger tarafından desteklenmektedir.