Header Ads

Yahudilerin insan keserek yaptıkları ayinler: İğneli fıçı, Kanlı börek, Hamursuz bayramı

Yahudilerin insan keserek yaptıkları ayinler: İğneli fıçı, Kanlı börek, Hamursuz bayramı


İĞNELİ FIÇI NEDİR?

Biz susalım, tarih konuşsun:

“Osmanlıların son zamanlarına kadar, halk arasında Yahudilerle alâkalı olarak kullanılan bir “İğneli Fıçı” meselesi vardır.

Bu mesele basit tarifi ile, Yahudilerin, Hıristiyan veya Müslüman çocuklarını yakalayıp, gizli odalarda kurban ederek kanlarını mayasız ekmeklerine katarak yedikleridir. Sultan Üçüncü Ahmed Han’a ait fermanlarda, bu “İğneli Fıçı” meselesi ile alâkalı olarak bazı bilgiler mevcuttur.

Sultan Üçüncü Ahmet Han’a takdim edilen bir arîzada (dilekçede) şöyle denilmektedir:

“İstanbul’da Ayvansaray kapısı içinde üç Yahudi, Aliağa isminde birisinin küçük yaştaki çocuğu Ahmed’i yakalayıp Yahudihane’ye götürdükleri görülmüştür. Bunu gören iki Müslüman, Yahudihaneye zorla girerek, çocuğu kurtarmış ve keyfiyeti alâkalılara bildirmişlerdir.

Bunun üzerine, Yahudihanede bulunan cemaatbaşı ile hahamlar yakalanıp Eyüp kadısının huzuruna çıkarılmışlardır. Yapılan tahkikat sonunda çocuğu kaçıran üç Yahudinin idamlarına, dört hahamla cemaat kahyasının Sakız Adası’na, suçları hafif görülen yedi Yahudinin de İzmit’e sürülmelerine karar verilmiştir”
 demektedir.

Arz tezkeresinin baş taraflarında, Sultan Üçüncü Ahmed Han’ın, “Sevab-ı azîmdir
mûcibince amel oluna - (Büyük sevaptır, gereği yapılsın) hattı bulunmaktadır.

Aynı tarihlerdeki diğer bir belgede, Yahudihane önünde idam edilenlerin Menahem, Sabatay, Avram; Sakız’a sürülenlerin haham Avram, haham İlya, kahya Aron, kahya Yako; İzmit’e sürülenlerin de İsak, Yasef, Avram, Hayim, hademe Daniyel, hademe Serya, hademe Selio isimlerinde olduğu yazılıdır.

Bu hadiseden sonra da, Yahudilerin tekrar bu hareketlerine devam ettikleri görülür. Yine bunların bu fiillerine devam ettiklerini isbat eden başka bir arz tezkeresi de şöyledir:

“Tophane’de Yenimahalle’de oturan Yeniçeri efradından manav Mustafa Beşe’nin beş altı yaşlarındaki oğlu Süleyman’ı, Hasköylü Arslan adındaki Yahudi, perşembe günü akşam namazına yarım saat kala Cihangir Çeşmesi civarından ayartıp, başına Yahudi serpuşu geçirerek kendi evine götürürken, Lüleci çırağı Abdullah ve Ali, bu Yahudinin arasıra manav Mustafa Beşe’nin dükkânından alışveriş ettiği sırada çocuğa bazı oyuncaklar verdiğini, çocuk Süleyman da Tophane’de akarsu başında oynarken,Yahudinin kendisine dört para akçe ve bir iplik oyuncak verip:

- Sana daha başka şeyler vereceğim, diyerek başına bir Yahudi şapkası, üzerine de bir yazma geçirdiği sırada ağlamaya başladığını, “Ağlama! Öldürürüm seni!” diye korkuttuğunu, o esnada Lüleci çırağı Abdullah ve bozacı Ali’nin kendisini kurtardıklarını ifade etmiştir.


Küçük Süleyman’ın annesi de kendisinin Cihangir’de misafirlikte iken, oğlu Süleyman’ın,babasının dükkânı civarında, başına bu işin geldiğini, bu Yahudinin mahalle aralarında çerçilik yapan bir adam olduğunu söylemişti.

Sadrazam:

“İşbu takrir, manzur-ı humâyunları buyrulduktan sonra, semâhatlü efendi dâilerine irsal olunmasına irâde-i aliye-i mülûkâneleri buyurulursa, emr ü ferman efendimizindir” yazısıyla, padişaha arzetmişti. (Yani Sadrazam, “Padişahımız! Bu kararı gördükten sonra, gönderirseniz, emriniz gereği gereken yapılacaktır” diyor.)

Sol üst köşesinde:
“Müftü efendiden fetvâ ile müracaat geldiğinde, bu kâğıt irsal oluna (gönderilsin)” diye padişahın hattı vardır.(Yani padişah, gereği için bu kâğıdın gerekli yere gönderilmesini emretmiş.) İlk arz tezkeresinde (dilekçede): “Yahudi tâifesinin, (Yahudilerin) evlâd-i müslimîne (Müslüman çocuklarına) her zaman bu şekilde hıyânet kasdında oldukları (hainlik yapmak istedikleri) bilinmekle ve şahit olunmakla birlikte...” ibâresi vardır ki, Yahudilerin bu fiil-i şenî’i (bu kötü işi) defalarca icrâ etmek istedikleri sabit olmuştur. (*)”

Değerli okuyucular,

Ömer Faruk Yılmaz’ın Belgelerle Osmanlı Tarihi’nin 3. cild, Sultan Üçüncü Ahmet
bölümünde, padişahın bu husustaki bir de hattı konulmuş.

Alt yazı şöyle:

“Sultan Üçüncü Ahmed Han devrinde, Yahudilerin, Müslüman çocuklarını kaçırıp öldürdükleri ile alâkalı “İğneli Fıçı” diye bilinen mesele hakkında hatt-ı hümâyunun baş tarafı.” Ayrıca, Cevat Rifat Atilhan’ın da, bu hususta çeşitli bilgiler veren “İğneli Fıçı” isminde müstakil bir eseri var. Bu eserde, birçok “İğneli Fıçı” hadiseleri anlatılmaktadır.

Cağaloğlu’ndaki Eser Yayınevi’nin neşrettiği ve şu anda mevcudu bulunmayan, bu kitaba, isteyenler ancak kütaphanelerde ulaşabilirler.

(*) Hayat Tarih Mecmuası, sayı 5, Mayıs 1974, sh. 63-64

_______________________________

YAHUDİNİN KANLI BÖREĞİ

Yeteresand kilisesi ruhanilerinden biri söze başlayınca sesler kesilmişti. Papaz, topluluğa Yahudilerin işlediği cinayetlerden örnekler sergilemeye başladı.

Bizans İmparatoru Heraklius zamanında Fars'lıların Kudüs'ü işgali sırasında hıristiyanları köle diye onlardan satın aldıklarını, bu esirler ve Sultan III. Selim döneminde Yunanistanlı bir çocuğu kaçırıp aynı maksatla boğazladıklarını ve kanıyla Kutsal Çörek yaptıklarını anlattı...


Necib El-Kiylani
RAVZA YAYINLARI

Çeviren: Ali Nar
Yayın Yılı: 1991
3. Hm. Kağıt
160 sayfa
13,5x19.5 cm
Karton Kapak
Dili: TÜRKÇE

_____________________________________________



İĞNELİ FIÇI:

Yahudilerde iki türlü kanun sistemi mevcuttur. Bunlardan biri, Eksoterik diye adlandırılan ve Musa'nın kanunları ile diğer Tevrat peygamberlerinin kanunlarını ele alan sistem, ve bir de Esoterik diye adlandırılan ve gizli büyücülük ve okültizm esaslarına dayanan ve Rabbiler (hahamlar) tarafından tatbik edilen gibi Kabala kanunlarının tatbik olunduğu sistemdir.

Asıl korkunç olanı bu ikinci sistemdir ki, bütün kanlı dinî ayin cinayetlerini teşvik etmiş ve tatbik mevkiine sokmuştur.

Yahudiler bile bu kanlı ayinler iddiasına itiraz edemeyip bilakis kabul etmektedirler, işte bir misal:

Yahudi Bernard Lazare, 1934 de yayınlandığı L'Antisemitisme, adlı kitabının, ikinci kısmının, 215 inci sahifesinde, kanlı Yahudi ayinleri, yani iğneli fıçı vak'aları hakkında şöyle yazıyor:

(... İğneli fıçı vakaları halk arasında yerleşmiş bir fikirdir, bu ise, tamamiyle bir masal değildir, hakikaten, Orta-Çağlarda Yahudiler sihirbazlık ve okültizm ilimlerinde çok ileri gitmişlerdi, bundan dolayıdır ki, pek tabii olarak Yahudi sihirbazlar, Kabalistik ve Talmudik âyinlerinde kan kullanmışlardir.

Bu gibi âyinlerde kan kullanmak Kaldea sihirbazlığında da mühim bir yer işgal etmekte idi. Muhtemeldir ki, Yahudi sihirbazlar bu iş için gayri Yahudi çocukları kurban ederek kanlarından istifade etmiş olabilirler, işte bu efsane de bu esasa dayanmaktadır.
)

İşte Yahudi Bernard Lazare'in iğneli fıçı vakaları hakkında açık itirafı. Bu kadarı bile bize kafi gelir...

Yahudi kanunları ve dinini çok iyi tetkik etmiş olan Alman Profesörlerinden Dr. Erich Bischoof, bu kanlı ayinler üzerinde uzun tetkiklerde bulunmuş ve entresan noktalar keşfetmiştir.

Bilhassa Yahudilerin Kabalistik Teosopi'si hakkında yazılmış olan, (Berdiwetsch Yayınevi, 88 b) «Thikunne Zohar» adını taşıyan bir dinî kitaptaki şu parça şayanı dikkattir:

(... Hayvandan bir farkı olmayan yabancıların(Yahudi olmayanların) öldürülmeleri hakkında bir âyet vardır. Bu öldürme kanuni bir metodla yapılmalıdır. Yahudi dinine inanmıyanların, Allahımıza kurban edilmeleri icabeder.)
Işte Yahudinin dinî kitabından bir parça, buna ne buyurulur?..

Bu da bize göstermektedir ki artık Yahudinin kanlı âyinleri hikayesi bir efsane olmaktan çıkmış, bir hakikattir.

Şimdi size, ne Yahudi düşmanlarının fikirlerinden, ne de Yahudilerin kendi kanunlarından bahsedeceğim, fakat meşhur kâşif ve şarkiyatçı ilim adamı, bitaraf(tarafsız) Britanyalı Sir Richard Burton'dan nakledeceğim bazı hakikatleri arz edeceğim.

Sir Richard Burton, Talmud'u en ince teferruatına kadar tetkik ettikten sonra, bu kitabın nazariyelerine göre, Yahudi ve gayri - Yahudilerin münasebetlerini meydana çıkarmıştır. Bakalım Talmud'a göre Yahudi, gayri - Yahudileri nasıl telakki ediyor:

— Aşağıdaki parçalar Sir Burton'un, (Yahudi ve Çingene) adlı, Messrs. Hutchinson Yayınevi tarafından basılan ve W. H. Wilkins'in yayınladığı kitaptan alınmıştır: —

Sahife 73 de şöyle diyor:

Modern Yahudi inancının en mühim noktası şudur: Yabancı, yani bizim dinimize bağlı olmıyan insanların hepsi, kaba hayvanlardır. Onların dağda gezen sırtlanlardan daha fazla bir hakları olamaz.»

Sahife 81 de şöyle diyor:

Talmud der ki, Allahımız Yahovayı memnun edecek iki kanlı âyinimiz vardır, biri Paschal Holocaust (Hamursuz Bayramı), diğeri de çocuklarımızın sünnet merasimi.»

Bu şekilde Yahudiler Hamursuz Bayramlarına kan karıştırdıklarını itiraf etmiş oluyorlar.

Yahudilerin kanlı cinayet ayinlerinin esasını, İbranîlerin Kasidim (Chassidim) mezhebinde aramak icab eder. Kasidizm, bazılarına göre yeni zamanlarda Polonyada meydana çıkmış bir yahudi mezhebidir, (18. Asir). Fakat 1905 Yahudi Ansiklopedisinin IX uncu Kısım ve 661 inci sahifesinde der ki,

«Eski Pharisis'ler, esasında kasıdım'le aynidirler Kasidim bir dereceye kadar mütaassıptırlar, ve büyücülükle iştigal ederler.»

Gayri - Yahudilerin böylece ayinlerde kurban olarak katledilmeleri, Yahudi milletinin Müslüman ve Hıristiyanlara olan sonsuz intikam hissinin bir neticesidir. Meşhur Yahudi, Britanya Başvekili Disraeli, daima, gayri - Yahudi Avrupa Hükûmetlerinde ihtilâlci zümreleri desteklemişti (Lord George Bentinck, 1852) adlı kitapta şöyle yazar:

— Allahın seçkin kavmi sayılan Yahudiler, ne tuhaftır ki, daima Allahsızlarla ittifak etmişlerdir. Tek tanrı dinini çıkardıklarını iddia eden ve daima koyu dindar olan bu millet, ne acaiptir ki, her vakit, Komünistler, avam tabakaları, ve anarşistleri kendisine müttefik olarak kabul etmiş ve bu cereyanları kurmuş, körüklemiş ve takviye etmişlerdir.) 


Bütün bunları Yahudiler niçin yaptilar?

Çünkü bu cereyanların milletlere zararlı olacağını biliyorlar ve gayri - Yahudi milletleri çökertmek için bu sistemi kullanıyorlardı.

Evet, Yahudinin nihai gayesi, Hıristiyanlığı ve Müslümanlığı yok etmek ve bunların yerine, nihai Yahudi saltanatını kurmaktı.

Cinayet âyinleri ile ilgili olan iki mukaddes bayram günü, şunlardır: 

1. Purim Bayramı,
2. Musevi Paskalyası.


Birincisi, bu ikinci bayramdan bir ay evvel olur. Purim Bayramında cinayet ayini genellikle şöyle cereyan eder:

— Kurban, ekseriya ergen ve gayri - Yahudidir ve kanı için öldürülür. Bu zavallı kurbanın kanı akıtıldıktan sonra kurutulur ve toz haline getirilerek, üçgen şeklindeki kurabiyelere katilir.
Bazen bu âyinlerden arta kalan kurutulmuş kan, bundan sonra gelecek bayramda kullanılmak üzere saklanır.

Purimi müteakip olan Bayramda yapılan kanlı Ayin, birincisinden daha farklıdır. Bu sefer kurban edilecek gayri - Yahudi, yedi yaşından küçük bir çocuktur. Bunun için en mükemmel ve sıhhatli bir çocuk seçilir, ve damarında tek damla kan kalmayıncaya kadar kanı akıtılır. Yalnız bununla kalmayıp zavallı çocuk bir çarmıha gerilerek işkenceye tabi tutulur, vücudun-da yaralar açılır, başına dikenlerden bir çelenk konur, sünnet edilir çocuğun kanı ya kurutularak kullanılır, ya da hamursuza katılır.

Birçoklarımızın, bunlar eskiden belki cereyan etmiş olan hâdiselerdir, şimdi, yirminci asırda, atom devrinde böyle şeyler olur mu? diye aklınızda bir kuruntu belirebilir.

Fakat maalesef oluyor, işte iki misal ki, aralarından 1819 sene geçmesine rağmen, hadiseler arasında en ufak bir fark var mi?

Sene 117, vak'a, Dio Cassius'un Tarihinin 78 inci kitabinin 32 nci kısmından alınmıştır:

(Böylece Kirene «şimdiki Libya'da» Yahudileri Andreas'ı kendilerine lider seçerek, Romalıları ve Yunanlıları katlettiler, vücutlarını yediler ve kanlarını içtiler, birçoklarını ortadan ikiye, baştan aşağı testerelerle kestiler. 

Bazılarını 'vahşi hayvanlara attılar, diğerlerini teker teker öldürdüler, böylece toptan 220.000 gayri - Yahudi katledildi.- Misir'da dahi ayni şeyi yaptılar. 

Kıbrıs'ta ise Artemion adlı bir reisin kumandasında ayaklanan silahlı Yahudiler ani baskınlar yaparak gayri-Yahudileri pusulara düşürüp yok ettiler.  Mısır ve Kıbrıs kafiliâmlarının yekünü 240.000 kişidir.)


-Sene 1936, İngiltere'de yayımlanan Daily - Mail Gazetesinin 17 Eylül tarihli nüshasından, İspanya'daki Kızıl İhtilâlin dehşetinden bahseden bir yazıdan alınmıştır:

— «Kordoba Vilâyetinin Beana şehrinde, doksan bir cinayet işlenmiştir, bunların ekserisi kurşunla vurarak, balta ile parçalanarak, ve boğmak suretiyle yapılmıştır. Diğerleri diri diri yakıldılar. 

Hazret-i Meryem Manastırından zorla dışarı sürüklenen iki rahibenin boyunlarındaki madalyonlar sökülmüş ve zorla çivi ile gözlerine çakılmıştır. 

La Campana, Sevil vilayetinin bir şehri: Burada Kızıllar Caraballo ismindeki bir Yahudi kadının riyasetinde/başkanlığında, bir hapishanedeki 11 şahsı öldürdüler.

Mahpuslara ilk evvel yere yıkılıncaya kadar silahlarla ateş edilmiş ve sonra üzerlerine petrol dökülmüş ve ateşe verilmişlerdir, bazıları yaralı olduklarından alev, alev yanarken kıvrana kıvrana ölmüşlerdir.

Sevil vilâyetinin, Lore del Rio şehrinde: 138 kişi katledilmiştir. Başlarında Polonyalı bir Yahudinin bulunduğu komünist güruhu, 138 milliyetperveri, bir mezarlığa sürüklemiş, bir büyük çukur kazdırmış ve bu çukurun kenarına sıralanmalarıni emretmişlerdir.

Bundan sonra bu zavalıları ayaklarından ve bacaklarından vurmak suretiyle çukurun içine düşmelerini sağlamışlar ve üzerlerine diri diri vaziyette toprak örtmüşlerdir. 

Anti - komünistler şehre girdikleri zaman bu ölüm çukurunun tepesinden toprağı delip çıkmış ve hâlâ hareket eden eller görmüşlerdir. Diri, diri gömülenlerin elleri.»

Bu iki tarihin arasından 18 asır geçmesine rağmen çok fark görüyor musunuz bilmem?
Fakat dikkat edilecek nokta, ikisinin başında da Yahudilerin bulunduğu ve cinayetlere onların sebep olduğudur. 

Öyleyse bunların yanında bir çocuk oyuncağından farksız kalan iğneli fıçı vak'aları hakkında şüpheye düşmek yersiz olur zannederim.

İngiltere'de ilk bilinen iğneli fıçı vak'ası 1144 senesinde cereyan etmiştir. Bundan sonra zaman, zaman, birçok vak'alar buna eklenmiştir, ta ki 1290 senesinde Kral 1'inci Edvard tarafından Yahudiler toptan İngiltere'den sürülünceye kadar...

0 zamanlarda cereyan eden iğneli fıçı vak'alarından en meşhuru 1255 senesinde cereyan etmiş olan, Linkoln'lu küçük Sen Hugh vak'asıdır. Şimdi bu vak'aları kronolojik bir sıra ile naklediyorum:

Sene 1144. Norviç şehrinde 12 yaşında bir İngiliz çocuğu Yahudiler tarafından kurban ediliyor ve çarmıh'a gerilerek vücudu hançerleniyor. Bu Hamursuz Bayramında cereyan etmiştir. Çocuğun cesedi bir torbanın içinde saklanmış bir halde, bir ağacın içinde bulunuyor.

Hıristiyanlığı kabul etmiş bir dönme Yahudi, hadiseyi itiraf ediyor ve Yahudilerin her sene böyle bir Hıristiyan çocuğunu kurban ederek, hürriyetlerine kavuşacaklarını ve böylece Filistine tekrar dönebileceklerini söylüyor. Bu itirafı yapan Hıristiyan olmuş Yahudi, Kembriçli Teobalt, geçen sene bu hadisenin Narbonne'de cereyan ettiğini ve bu sene de piyangonun Norviç'e rastladığını söylemişti.


Bu şekilde hunharca öldürülen bu zavallı çocuk o civar hıristiyanları tarafından bir aziz mertebesine yükseltmiş ve Sen Vilyam adı ile anılmıştır. 

Yahudiler tarafından rüşvetle elde edilen o mıntıkanın Polis müdürü, bu cinayetin failleri hakkında kanunî takibat yapmamıştı. Fakat o zamandan sonra Norviç Piskoposu olan William Turbe, bu cinayetin bir iğneli fiçi vak'ası olduğuna emin olduğunu tarihler kaydetmektedir.

Sene 1160. Vak'anın cereyan ettiği yer İngiltere'nin Glouchaster şehridir. Harold isminde bir çocuğun cesedi nehirde bulunmuş ve vücudunda gene ayni şekilde yaralar ve çizikler görülmüştü.

Bazıları bu vak'anın 1160 senesinde olmuş ve Yahudiler tarafından işlenmiş bir iğneli fıçı cinayeti olduğunu tespit etmiştir. 
Monumenta Germania Historicay cilt VI, tarih kitabında bundan bahsolunur, ayrıca Polychronicon, kitabında, R. Higdon, ve R. Grafton'un Chronicles adlı eserinin 46.ncı sahifesinde bahsi geçmektedir. 

Sene 1181. Bury St. Edmunds'da Hamursuz bayramında Robert isminde bir Hıristiyan çocuk kurban edilmiş. Buna karşı Hıristiyan cemaati zavallı çocuğun cesedini hazin bir merasimle mahallî kiliseye gömmüşler ve İsa gibi mukaddes kabul ettikleri bu cesedin bu küçük kiliseye mucizeler getireceğine inanmışlardı.

Bu vak'a Kanterburi'nin Gervase Kronikinde kayıtlı olup yazarı Rohrbacher'dir. (Chronicle of Gervase of Caterbury)...
Blogger tarafından desteklenmektedir.